Foto Galeri

Rekoru kırılamıyor: Tam 69 çocuk dünyaya getirdi!

Günümüz tıp dünyası, insan vücudunun sınırlarını her geçen gün yeniden tanımlasa da, 18. yüzyıl Rusya’sından gelen bir kayıt tüm bilimsel teorileri adeta bir kağıt gibi yırtıp atıyor. Bu, sadece bir aile hikayesi değil; biyolojinin, istatistiğin ve dayanıklılığın sınırlarını zorlayan "imkansız" bir rekorun öyküsü: Valentina Vasilyeva.

1707 yılında Rusya’nın Shuya bölgesinde dünyaya gelen Valentina Vasilyeva, sıradan bir köylü kadını olarak başladığı hayatını, Guinness Dünya Rekorları'na "tarihin en doğurgan annesi" olarak yazdırarak tamamladı. Onu eşsiz kılan şey sadece çocuk sayısı değil, bu çocuk dünyaya getirme biçimiydi. Valentina, hayatı boyunca hiç tekiz doğum yapmadı.

Valentina’nın 27 duraklı annelik serüveni şu inanılmaz tablodan oluşuyor: 16 çift ikiz 7 set üçüz 4 set dördüz Toplamda 27 kez doğum masasına yatan Vasilyeva, bu süreçlerin sonunda tam 69 çocuk dünyaya getirdi. 18. yüzyılın kısıtlı tıbbi imkanları ve yüksek bebek ölüm oranları düşünüldüğünde, bu çocuklardan 67’sinin hayatta kalmayı başarması, olayı "mucize" kategorisine taşıyan asıl detay olarak görülüyor.

BİR BABA VE 87 ÇOCUĞU Hikayenin bir diğer kahramanı ise baba Feodor Vassilyev. Valentina ile olan evliliğinden 69 çocuk sahibi olan Feodor, eşinin vefatının ardından yaptığı ikinci evliliğinde de durmadı. İkinci eşinden de 18 çocuk sahibi olan Feodor, toplamda 87 çocuğun babası olarak tarihe geçti. 1782 yılında Moskova’ya gönderilen resmi raporlar, bu devasa ailenin sadece bir şehir efsanesi olmadığını, Nikolsk Manastırı kayıtlarıyla da doğruluyor.

BİLİM BU KONUDA NE DİYOR? Modern tıp uzmanları, Valentina’nın durumunu "hiper-ovülasyon" (tek bir döngüde birden fazla yumurta bırakılması) durumunun ekstrem bir örneği olarak değerlendiriyor. Ancak 27 gebeliğin tamamının çoğul olması, matematiksel olarak milyonda bir ihtimalin bile ötesinde. Tarihçi Ivan Bashutski’nin 1834’teki notlarında da yer alan bu vaka, bugün hala biyoloji derslerinde "insan kapasitesinin uç noktası" olarak tartışılmaya devam ediyor.

Valentina Vasilyeva’nın hikayesi, üzerinden yüzyıllar geçse de annelik içgüdüsünün ve insan doğasının neleri başarabileceğinin en sarsıcı kanıtı olarak tozlu raflarda parlamaya devam ediyor.