Varol’un iddiasına göre olayların başlangıcı, 2018 yılında Ç.A.’nın şirkete ortak olmasıyla Karasu’da yapılması planlanan okul yatırımına dayanıyor. Okul arsası için yaklaşık 1,5 milyon lira ödendiğini, inşaat için de 7,5 milyon liralık anlaşma yapıldığını belirten Varol, ortağının kendi payına düşen yaklaşık 2,5 milyon liralık harcamayı karşılamadığını öne sürdü.
Tehdit ve şantaj iddiası
Ortaklar arasındaki anlaşmazlığın zamanla tehdit ve şantaja dönüştüğünü savunan Varol, yurt dışında çekilen özel görüntüler üzerinden kendisine baskı yapıldığını ve kurucusu olduğu okula girmesinin engellendiğini iddia etti. Bilgisi dışında adına imzalar atıldığını ve bazı usulsüz işlemler gerçekleştirildiğini de ileri sürdü.
Varol, 2021 yılında ağır şartlar içeren bir sözleşmenin silah tehdidiyle kendisine imzalatıldığını öne sürdü. Bu süreçte evlerini ve araçlarını satmak zorunda kaldığını belirten iş insanı, ödediği senetlerin de kendisine teslim edilmediğini savundu.
Karasu’da alıkonulduğunu öne sürdü
16 Mayıs 2022’de Karasu’ya gittiğinde telefonu ile otomobilinin anahtarının elinden alındığını iddia eden Varol, bir gün sonra tehdit altında devir sözleşmesi imzaladığını söyledi. Varol, yaklaşık 20 milyon dolar değer biçtiği şirketi ve iki okulu, kaba inşaat durumundaki iki villa karşılığında devretmek zorunda bırakıldığını öne sürdü.
Yaklaşık dört yıldır hukuk mücadelesi verdiğini belirten Varol, ses kayıtları, senetler ve isimlerin bulunduğu delilleri Gebze Cumhuriyet Başsavcılığına sunduğunu ifade etti. Dosyanın tehdit kapsamında değerlendirilerek uzlaştırmaya gönderildiğini aktaran Varol, olayın “nitelikli yağma” yönünden kapsamlı biçimde soruşturulmasını istedi.
Söz konusu anlatımlar Ümit Varol’un iddialarına dayanırken, dosyaya ilişkin kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmadığı bildirildi.




