Siyaset

Zafer Partili Kolip: "Sakarya yanlış yönetiliyor"

Sakarya'daki kentleşme politikalarını eleştiren Zafer Partisi GİK Üyesi Dr. Cihan Kolip, yazılı bir açıklama yaptı. Şehrin uzun vadeli bir master plana ihtiyacı olduğunu söyleyen Kolip, "Sakarya cennet gibi ama yanlış yönetiliyor" ifadelerini kullandı.

Açıklamasında Türkiye’nin ve Avrupa’nın farklı şehirlerindeki gözlemlerine değinen Zafer Partisi GİK Üyesi Uzman Dr. Cihan Kolip’in kamuoyuyla paylaştığı yazılı açıklamanın tamamı şöyle:

Sakarya kadar yaşanabilir başka bir şehir bulmak zor

"Ülkemizin en batısından en doğusuna, kuzeyinden güneyine, Anadolu’nun farklı şehirlerinde yıllarca hekim olarak görev yaptım. Bunun yanında Avrupa’nın birçok ülkesinin önemli şehirlerinde bulunma ve insanların yaşam biçimlerini, şehirlerin nasıl planlandığını ve yönetildiğini gözlemleme fırsatı buldum. Elbette çevremde benden çok daha fazla şehir ve ülke görmüş insanları da biliyorum. Ancak hepimizin ortak bir paydada buluştuğu bir gerçek var: Sakarya kadar güzel, Sakarya kadar yaşanabilir başka bir şehir bulmak gerçekten çok zor.

İnsan eliyle bu güzellikleri yok ediyoruz

Belki de Yüce Allah’ın kullarına bu dünyada bahşettiği cennet köşelerinden birinde yaşıyoruz. Fakat ne yazık ki insan eliyle bu güzellikleri yok ediyoruz. Plansız, vizyonsuz ve günü kurtarmaya odaklı yönetim anlayışı; şehrimizi her geçen gün daha karmaşık, daha düzensiz ve daha yaşanamaz hâle getiriyor. En acısı ise bu dönüşümün toplumun önemli bir kesimi tarafından fark edilmiyor olmasıdır.

Mesele ölü bir kadına makyaj yapmak değildir

Özellikle son dönemde Sakarya’nın büyük rakamlarla ifade edilen yatırımlar aldığını görüyoruz. Elbette yatırımları önemsiyor ve şehrimize yapılan her hizmeti değerli buluyoruz. Ancak asıl mesele, ne kadar para harcandığı değil; bu yatırımların şehrin geleceğine ne kattığıdır. Sakarya’yı yönetenlerin kapsamlı bir master planının olmaması, vizyon eksikliği ve hizmet çıtasının düşük tutulması nedeniyle bugün yapılan birçok yatırımın, şehrin bütüncül geleceğini şekillendiren stratejik adımlar olmaktan uzak olduğunu düşünüyorum. Bazen öyle hissediyorum ki şehri iyileştirmek yerine, yalnızca görüntüsünü değiştirmeye çalışıyoruz. Oysa mesele ölü bir kadına makyaj değildir. Mesele, Sakarya’nın geleceğini yeniden inşa etmektir.

Sakarya devlet gibi yönetilmelidir

Çünkü Sakarya; verimli tarım arazileriyle, hayvancılığa elverişli meraları ve yaylalarıyla, ormanlarıyla, eşsiz doğal güzellikleriyle, denizi ve kilometrelerce uzanan kum plajlarıyla, nehriyle, gölleriyle, kaplıcalarıyla, farklı iklim özellikleriyle, onlarca içilebilir kaynak suyuyla ve Türkiye’nin en önemli lojistik merkezlerinden biri olmasını sağlayan konumuyla sıradan bir şehir değildir. Devlet gibi yönetilmelidir. Sakarya, doğru ellerde ve doğru bir planlamayla Türkiye’nin dünyaya örnek olacak şehirlerinden biri olabilir.

Kaynarca-Ferizli cennet havzası tehdit altında

Eğer bu anlayış hâkim olsaydı, verimli tarım arazilerimizin betonlaşmasına göz yumulmazdı. Eğer uzun vadeli bir Sakarya vizyonumuz olsaydı, bugün Kaynarca-Ferizli cennet havzasının endüstriyel bölge ilan edilmesini, tarım topraklarının ve doğal zenginliklerimizin geleceği açısından böylesine büyük bir tehdit olarak karşımızda görmezdik. Çünkü toprak bir kez kaybedildiğinde geri getirilemez. Bir göl yok olduğunda yeniden oluşturulamaz. Bir orman kesildiğinde yıllar içinde oluşan ekosistemi birkaç yılda yerine koyamazsınız.

Çocuklarımıza beton yığınları değil, cennet bir Sakarya bırakalım

Gelin; şehrimizin toprağını, suyunu ve ormanını koruyalım. Tarımını ve hayvancılığını güçlendirelim. Sanayiyi, tarımı, turizmi, lojistiği ve şehirleşmeyi birbirinin düşmanı değil, birbirini tamamlayan unsurlar hâline getirelim. Ve bütün bunları liyakat, hukuk, akıl, bilim ve yüksek bir şehir vizyonu üzerine inşa edelim. Çocuklarımıza beton yığınlarıyla kuşatılmış bir şehir değil; bugün sahip olduğumuz güzelliklerden daha güzel bir Sakarya miras bırakalım. Hayallerimize ve umutlarınıza vurulan prangalardan kurtulup, çocuklarımıza yeniden cennet bir Sakarya bırakmaya ne dersiniz?"