Zafer Partisi 2024 Sakarya Büyükşehir Belediyesi Başkan Adayı Cihan Kolip, yapımı devam eden ve uzun süredir gündemde olan şehir hastaneleri projelerini mercek altına alarak çarpıcı açıklamalarda bulundu. Kolip, Kamu Özel Ortaklığı (KÖO) modeliyle hayata geçirilen bu yapıların, görünmeyen yönleriyle yüksek maliyetli bir borçluluk yarattığını ve adeta "ekonominin kara deliği" haline geldiğini iddia etti. Kolip, çözüm olarak başlanmamış projelerin iptalini, tamamlanan ve devam eden hastanelerin ise acil olarak kamulaştırılmasını önerdi.
Kolip, eleştirilerine uluslararası standartları karşılaştırarak başladı. ABD ve Avrupa'daki araştırmaların, bir hastanenin verimlilik ve hizmet kalitesi açısından ideal yatak sayısının 250-300 olduğunu ve yatak başına kapalı alan miktarının 150-200 metrekare olması gerektiğini gösterdiğini belirtti. Ancak Türkiye'deki şehir hastanelerinde bu rakamların çok üzerinde olduğunu, örneğin Ankara Bilkent'te yatak başı kapalı alanın 351 metrekareye ulaştığını ifade etti. Bu yüksek metrekarelerin, enerji tüketimi, temizlik, bakım, onarım ve güvenlik gibi işletme giderlerini yüzde 40 ila 50 oranında artıracağını ve bu durumun firmaların çok daha fazla kazanç sağlamasına yol açacağını vurguladı.
YÜKSEK KARLILIK ÜZERİNE KURULDU
Türkiye genelinde yapılan ve planlanan 30 şehir hastanesinin 25 yıllık toplam hizmet ve kira bedelinin yaklaşık 142 milyar dolar olduğunu açıklayan Kolip, bu devasa bütçeyle her yıl ödenecek kira ve hizmet bedeliyle 450-500 yatak kapasiteli en az 30 adet hastane açılabileceğini dile getirdi. Kamu Özel Ortaklığı modelinin şirketlere Hazine arazisi, vergi ve faiz teşvikleri gibi bedelsiz imkanlar sunduğunu ve 25 yıl boyunca yüzde 70 doluluk güvencesiyle kira ve hizmet bedeli garantisi verdiğini belirterek, sistemin ana odağının şirketlerin garantili ve yüksek karlılığı üzerine kurulduğunu savundu.
Kolip, sistemdeki sorunların sadece maliyetle sınırlı kalmadığını, sağlık hizmetlerinin kalitesini de olumsuz etkilediğini vurguladı. Hastane başhekimi ile hastaneyi işleten şirket yönetimi arasındaki uyumsuzluk ve çift başlılığın büyük problemlere yol açtığını, sağlık sisteminin odak noktasında insan sağlığı yerine şirketlerin işletim karlılığının yattığını söyledi.
HEM HASTALAR HEM DE ÇALIŞANLARA ZOR
Kolip'in işaret ettiği önemli sorunlardan biri de hasta güvenliği ve erişim zorlukları oldu. Hastanelerin tasarımı ve bölümler arasındaki uzak mesafeler, başta mavi kod (acil müdahale) uygulamaları olmak üzere, hastalara sunulan hizmetlerde aksaklıklara ve hayati tehlikeye neden olabiliyor. Ayrıca, şirketlerin niteliksiz personel alımları ve hatalı faturalandırmalarla kamu zararına yol açtığı iddiaları da dile getirildi. Şehir dışında konumlandırılmaları nedeniyle hem hasta hem de hastane çalışanlarına ulaşım zorluğu yaratılması da eleştirilen bir diğer nokta oldu.
Son olarak Kolip, yatakların doluluğu garanti edildiği için hasta sevklerinin ve 112 faaliyetlerinin şehir hastanelerine yönlendirilmesinin, iş yoğunluğunu artırarak tedavi hizmetlerinin etkinliğini azalttığını ve bu durumun devlet hastanelerinin faal çalışmasını engelleyerek kapanmalarına sebep olduğunu öne sürdü.
Bu tespitler ışığında Kolip, yapılması düşünülen şehir hastaneleri projelerinin başlanmamışsa derhal iptal edilmesi, başlanılan ve bitirilen hastanelerin ise acilen kamulaştırılması çağrısında bulunarak, kamu kaynaklarının etkin kullanımı ve halk sağlığının öncelenmesi gerektiğini vurguladı.





