Sakarya Özel Okullar Derneği Başkanı Büşra Sarıoğlu, T54'ün, özel okullar ile ilgili sorularını yanıtlayarak değerlendirmelerde bulundu. Sektörde bazı olumsuz örnekler bulunsa da bunların tüm özel okulları temsil etmediğini ifade eden Sarıoğlu, eğitimde alınan her kararın merkezinde öğrencinin olması gerektiğini vurguladı.
'DEVLET OKULLARINA RAKİP DEĞİL'
Sakarya Özel Okullar Derneği Başkanı Büşra Sarıoğlu, vermiş olduğu cevaplarda şu ifadelere yer verdi:
Ben özel okulları devlet okullarının rakibi olarak değil, eğitim sistemini tamamlayan kurumlar olarak görüyorum. Eğitimin kalitesi ancak tüm paydaşların ortak sorumluluk anlayışıyla yükselir. Sakarya’da da bu anlayışın giderek güçlendiğini düşünüyorum.
'EĞİTİM VİCDANI OLAN BİR İŞTİR'
Her sektörde olduğu gibi eğitim alanında da farklı yaklaşımlar var. Bazı olumsuz örnekler bütün sektörü temsil etmiyor. Eğitim, vicdanı olan bir iştir. Eğer alınan her kararın merkezinde çocuk yoksa, o kurumun okul kimliğini koruması zorlaşır.
Fark şu ki, o ülkelerde devlet okulları da oldukça güçlü olduğu için özel okul tercihi daha çok eğitim anlayışı, yabancı dil, sanat, spor veya farklı pedagojik yaklaşımlar üzerinden yapılıyor.
Bugünün eğitim anlayışı yalnızca sınav başarısından ibaret değil. Artık iletişim becerisi güçlü, özgüvenli, sorumluluk alabilen, yabancı dil bilen, problem çözebilen bireyler yetiştirmek konuşuluyor.
'EN BÜYÜK GİDER KALEMİ'
Son yıllarda personel giderleri, SGK yükleri, enerji, servis, yemek, teknoloji yatırımları, eğitim materyalleri ve işletme maliyetleri çok ciddi şekilde arttı. Eğitim emek yoğun bir sektör olduğu için en büyük gider kalemimiz insan kaynağıdır.
Elbette sektörün tamamı için tek bir değerlendirme yapmak doğru olmaz. Farklı uygulamalar olabilir. Ancak benim inancım şu: Bir okul öğretmenine yatırım yapmadan geleceğine yatırım yapamaz.
HANGİ OKULLAR AYAKTA KALACAK?
Bugün Türkiye’nin birçok ilinde öğrenci sayısını korumakta zorlanan ya da faaliyetlerini sonlandıran okullar görüyoruz. Önümüzdeki süreçte kurumsal yapısı güçlü, eğitim kalitesini koruyan ve mali yönetimini doğru yapan okulların ayakta kalacağını düşünüyorum.
Çalışma koşullarının iyileştirilmesi, mesleğin itibarının korunması ve öğretmenlerin kendilerini güvende hissedecekleri bir çalışma ortamının oluşturulması hepimizin ortak sorumluluğudur.




