-ÖZEL HABER-
Dün Sakarya’da 19 yaşındaki bir gencin evinde doğal gaz borusuna asılı halde ölü bulunması, Türkiye genelinde tırmanışa geçen genç intiharlarını yeniden tartışmaya açtı.
'DÜNYAYLA İŞİM YOK'
İstanbul’da mühendislik eğitimi gören 19 yaşındaki Batu Seyitoğlu, evinde yaşamına son verdi. Genç erkeğin yaşamını yitirmeden önce çevresindekilere “Dünyayla işim yok” dediği öğrenildi.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve ilgili meslek örgütlerinin raporları, olayın tekil olmadığını intihar oranlarının demografik ve sosyoekonomik krizlerle paralel olarak özellikle gençler arasında tarihi zirvelere ulaştığını ortaya koyuyor.
RAKAMLARLA TÜRKİYE'NİN İNTİHAR TABLOSU
Resmi istatistikler, Türkiye'nin uzun yıllar boyunca koruduğu düşük intihar hızının son yıllarda artışta olduğunu göstermektedir.
TÜİK verilerine göre 2002 yılında 2.301 olan toplam ölümle sonuçlanan intihar sayısı, 2025 yılı itibarıyla 4.599'a tırmanarak son çeyrek asrın en yüksek seviyesine ulaşmıştır.
Yüz bin nüfus başına düşen vaka sayısını ifade eden kaba intihar hızı, 2000 yılında yüz binde 2,80 seviyesindeyken, 2025'te yüz binde 5,36'ya çıkmıştır.
2025 yılında gerçekleşen 4.599 intihar vakasının 3.684'ü (%80) erkekler, 915'i (%20) kadınlar tarafından gerçekleştirilmiştir. Erkeklerde kaba intihar hızının yüksekliği, geleneksel cinsiyet rollerinin getirdiği "ekonomik sağlayıcı" olma baskısıyla ilişkilendirilmektedir.
EN YÜKSEK RİSK 15-29 YAŞ GRUBUNDA
Veriler yetişkinliğe geçişin, eğitimden istihdama yönelmenin ve ekonomik bağımsızlık kazanmanın beklendiği gençlik döneminin en kırılgan evre olduğunu kanıtlamaktadır.
2025 yılı verilerine göre en fazla intihar vakası 594 kayıpla 25-29 yaş grubunda gerçekleşmiştir. Bu grubu, 537 ölümle 20-24 yaş ve 536 ölümle 30-34 yaş aralığı takip etmektedir.
Ergenlik dönemi olan 15-19 yaş aralığı da kaba intihar hızının (yüz binde 6,54) yüksek seyrettiği kronik risk grupları arasındadır. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre bu oran yüz binde 7,4 olan küresel kriz ortalamasına oldukça yakındır.
UZMANLARA GÖRE 'NEDENLER' SADECE PSİKOLOJİK DEĞİL
Ne Eğitimde Ne İstihdamda (NEET) olan milyonlarca gencin aileye zorunlu ekonomik bağımlılığı, bireylerde "algılanan yük olma" psikolojisini tetiklemektedir. 2025 yılı resmi intihar nedenleri arasında "geçim zorluğu" sebebiyle 463 kişinin hayatına son verdiği tespit edilmiştir.
Kredi ve Yurtlar Kurumu (KYK) yurtlarındaki kalabalık odalar, niteliksiz fiziki koşullar ve klinik psikososyal destek mekanizmalarının yetersizliği, öğrencileri yalnızlaştıran başlıca etkenler olarak raporlanmaktadır.
Son 10 yıl içinde 300'den fazla atanmayan öğretmenin yaşamına son verdiği bildirilmektedir. Benzer şekilde, asistan hekimlerin 36 saate varan kesintisiz nöbetleri, mobbing ve ağır iş yükü hekim intiharlarını artıran faktörlerdendir.
Ergenler arasında sosyal medya üzerinden 7/24 devam eden siber zorbalık, linç kampanyaları ve dışlama pratikleri, gençlerde geri döndürülemez intihar düşünceleri yaratmaktadır.
NEDENİ BİLİNMEYEN ÖLÜMLER
İstatistiklerdeki en büyük yapısal boşluklardan biri, vakaların çok büyük bir bölümünün "nedeni bilinmeyen" kategorisi altında sınıflandırılmasıdır. Toplumsal damgalanma korkusu ve ailenin onurunu koruma refleksi, birçok vakanın asıl motivasyonunun adli tutanaklara geçmesini engellemektedir.
Uzmanlar, her şüpheli ölümün ardındaki gerçek sosyolojik nedenleri aydınlatabilmek için multidisipliner bir inceleme olan "Psikolojik Otopsi" yönteminin adli bir standart haline getirilmesini şart koşmaktadır.





