Cami kürsülerinden milyonlarca müslümanla paylaşılan hutbede, İslam ahlakının sadece geçmişte kalmış teorik bir örnekten ibaret olmadığı, aksine bugünün insanına da ışık tutan evrensel ilkeler barındırdığı ifade edildi. Hz. Muhammed’in "Kıyamet gününde müminin terazisinde güzel ahlaktan daha ağır bir şey olmayacaktır" hadis-i şerifine atıfta bulunularak, iman ile ahlakın birbirinden ayrı düşünülemeyeceği hatırlatıldı.
Doğruluk, Haya ve Ticaret Ahlakı Vurgusu
Hutbede, İslam ahlakının özünün hayâ olduğuna dikkat çekilerek şu ikazlara yer verildi:
-
Doğruluk ve yalan: Doğruluğun insanı iyiliğe ve cennete götüreceği, yalanın ise kötülük ve cehennemin kapısını aralayacağı bildirildi.
-
Sosyal adalet: İşçinin hakkının teri kurumadan verilmesi, komşu açken tok yatılmaması ve yetim ile muhtacın gözetilmesi gibi ahlaki sorumluluklar yinelendi.
-
Toplumsal barış: Müminlerin birbirine nefret ve haset etmemesi, kardeşlik bilinciyle hareket etmesi gerektiği vurgulandı.
"Maddeyi Önceleyen Anlayışla Yüzleşmeliyiz"
Günümüz insanının maddeyi önceleyip manayı öteleyen, görünür olmayı hedefleyen ve yalanı hakikate tercih eden bir anlayışın kurbanı olduğu belirtilen hutbede, şu çağrı yapıldı: “Böylesi bir ortamda artık kendimizle yüzleşmeliyiz. Peygamberimiz (s.a.s)’in güler yüzü, nazik tabiatı, ince ve hassas ruhu ile temsil ettiği nebevî ahlakını hayatımıza yansıtmalıyız.”
Hutbe, Hz. Peygamber’in "Allah’ım! Beni güzel ahlaka eriştir. Senden başka güzel ahlaka eriştirecek yoktur" duasıyla nihayete erdi.




